Türkiye Ekonomisi’ne Genel Bakış

2001 krizi sonrasında kayda değer bir büyüme performansı göstermiş olan Türkiye’deki bu trend 2006 yılına kadar sürmüş, ancak 2008 yılı küresel finans krizi yayılmaya başlamadan daha önce ülke ekonomisi yavaşlama eğilimine girmiştir. 2007 yılında %4,7 seviyesinde orta karar bir büyüme gerçekleştirilmiş, ancak 2008 yılında başlayan küresel kriz durumu kötüleştirmiştir. 2008’de % 0,7’ye kadar gerileyen büyüme hızı, 2009 yılında negatif seviyeye (-%4,8) inmiştir.

2010 ve 2011 yıllarında bir kez daha hızlı büyüme oranlarına ulaşan Türkiye Ekonomisi (yıllık bazda 2010 yılında  %9,2 ve 2011 yılında %8,5), 2012 yılının birinci çeyreğinde %3,3, ikinci çeyreğinde ise ancak %2,9 büyümüştür.

Diğer taraftan, büyüme hızındaki yavaşlama ve ekonominin soğuması Türkiye’nin önemli  bir yapısal sorunu olan yüksek cari açığın azalmasına   yardımcı olmaktadır. 2012 yılında yaşanan iç talepteki daralma, ihracatın ithalattan fazla artmasına imkan sağlamış ve dış ticaret açığının iyileşmesine katkıda bulunmuştur. Bunun sonucunda cari açık, yurtiçindeki ticaret ortamı ve tüketici davranışlarındaki değişikliklere hızlı bir şekilde tepki vermiştir. 2012 yılı başında GSYH’nin %10’u seviyelerinde olan cari açık, hızlı bir şekilde düşerek (2011 yılı Eylül ayından itibaren yaklaşık 21 milyar ABD Doları azalma) Eylül 2012’de GSYH’nin yaklaşık % 7,5’u olan 39 milyar ABD Doları seviyelerine inmiştir.

Cari açıktaki olumlu gelişmeye ilave olarak doğrudan yabancı yatırımlar ve mevduat girişi hızlanmış olup, Türkiye’deki işletmeler yurtdışı borçlanmada zorluk yaşamamaktadırlar. Azalan cari açık ve kayda değer tutarda sermaye girişi, Merkez Bankası rezervlerinde hızlı bir yükseliş sağlamaktadır.

Kasım 2012 sonu itibarı ile ülkenin toplam ihracat hacmi yıllık bazda %12,9 artarak 152 milyar ABD Dolarına ulaşmıştır. Aynı tarih itibariyle, Avrupa Birliği’nin Türkiye ihracatındaki payı bir yıl önceki %47 seviyesinden hızlı bir şekilde %42’ye düşmüştür. Türk ihracatçıları başarıyla Ortadoğu pazarına nüfuz etmekte olup, Irak başta olmak üzere Mısır ve Libya’ya yapılan ihracat önemli ölçüde artmıştır. Irak, Almanya’dan sonra Türkiye’nin en büyük ihraç pazarı haline gelmiştir.

PARTNERLERİMİZ

Bu proje EBRD tarafından finanse edilmektedir.
Projenin teknik destek bileşeninin ikinci (Mayıs 2012 – Ekim 2013) ve üçüncü aşaması (Kasım 2013 – Ekim 2015) Avrupa Birliği tarafından finanse edilmektedir.
Projenin teknik destek bileşeninin ilk aşaması (Kasım 2010 – Nisan 2012) USAID tarafından finanse edilmiştir.
Proje kapsamındaki teknik destek hizmetleri Frankfurt School of Finance & Management tarafından sağlanmaktadır.